31 Mayıs 2020 Pazar

DEĞİŞİR İNSAN ZAMAN VE MEKAN



Yazar olmayı gerçekten istediğim ilk günü hatırlamaya çalışıyorum. On üç yaşındaydım. Bütün yer, zaman, kişi ve olaylardan sıyrılmış bir halde; günlük defterime sırf duygu ve düşüncelerimi yazıyordum. Her şeyden bağımsızdım. Kendi içime tutsak, kaleme özgürdüm. Sayfalar hücrem, sınırlı kelimeler kelepçemdi. Başta yadırgadım. “Burası ne kadar güvenli olabilir ki? Ya biri defterimi açıp okursa?” Evet, koskoca kraliyet hazinesinin gizli anahtarının yeri yazıyordu onda 🙂 ve yalnızca benimdi o, başka kimsenin değil.

Ve karar günü… Ölecektim. Vasiyet etmediğim halde, biri gelip bütün yazdıklarımı bulacak, okuyacaktı. Okurken her şeyi anlayacak, hissedecekti. Ve benim yarım bıraktığım işi tamamlamak isteyecek, yazdıklarımı düzenleyip bir kitap çıkaracaktı. Ölümsüz bir yazar olacaktım. Gelecek hayalim bu kadar basitti işte. Şimdi ne değişti? Neden saklamıyorum artık yazdıklarımı? Üzerinde düzeltme yapmadan beş dk. içinde yazıverdiğim acemice şeyleri neden paylaşıyorum sizinle? Hani ölecektim? Hani kitabımı siz yazacaktınız? Hani yazarı ben olacaktım!?

Ne kadar çok “ben” var cümlelerimde. Hani “ben” den geçmeden Bir’e varılmazdı? Belki de çoktan ölmüşümdür. Belki, biraz büyür gibi olduğumda, meselenin ‘ölmeden önce ölmek’ olduğunu öğrendiğimde; yaşamaya, dinlemeye ve yazmaya karar vermişimdir. Yeniden yaratılmamın sancısıdır sorularım belki. Bir kitap yazacaksınız birazdan. Hazinelerinizin anahtarı yalnızca cevaplarınızda gizli. Kendi kitabınızın yazarı siz olacaksınız. FZA mı? Günlük defterinin anahtarını kaybetti. Yeni kitabını yazıyor. Ona yardımcı olmak ister misiniz?

.
FATMA ZEHRA AKYIGIT 
FeZA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YENİ YAZIMI OKUMAK İSTİYORSUN

DEĞİSİR İNSAN ZAMAN VE MEKÂN (32)

İnsanın kelimesi kalmaması nasıldır bilir misin? Bilirsin elbet. Birçok kereler yaşadın böyle zamanları. Ve inanırım, senin imtihanın da sen...